Kategori arşivi: sade hayat

SU -21 / 2-

images

Daha önce burada 21 meselesini anlatmıştım ya… (daha önceki yazı için; tık)

Peki ben bu 21 günlük değişim meselesinde neleri değiştirdim.

Önceliklisi ve en önemlisi sigara, sonra sağlıksız atıştırmalıklar gitti, onu et ve et ürünleri takip etti, sosyal medya kullanımım biraz yoğundu onu sınırlandırdım, TV den kurtuldum ve de son olarak şeker; o da gitti hayatımdan. Bir ufak not şekerden kastım rafine şeker, doğal olan şekeri meyve, pekmez gibi şeker kaynaklarını kullanıyorum. Bir de marketteki paketli gıdaların arkasını okudukça şekerin ne kadar çok üründe olduğunu dehşete düşerek fark ettim. Bu arada şekerin aslında nasıl bir zehir olduğuna dair silingomom’daki bu yazıya  göz atabilirsiniz.

Bir süre sonra yorulduğuma karar verdim ve ara verdim bu değişim meselesine; şimdi tekrar kendimi bu konuya motive hissediyorum ve yeni bir alışkanlık buldum hayatıma yerleştirmek istediğim.

SU

Ben yeterli kadar su içmeyi bir türlü beceremeyen bir insanım. Günde genelde bir litre ya da daha az içerim. Son zamanlarda bu miktar artmaya başladı ama yine de yeterli değil.

Bunu anlamanın yolu basit; idrar renginiz açık sarı hatta neredeyse renksiz gibi olması gerekiyor. eğer öyle değilse siz de suyu az içenler grubuna dahilsiniz.

Bu sebeple dün itibari ile yeni 21 günlük hedefim günde üç litre su içmek.

Hadi bakalım !

Not: Başlık bir miktar adres gibi oldu ama neyse

Reklamlar

Ayvalık

Manzara şu 100 yaşından büyük olduğu tahmin edilen ve zaman bolluğundan dolayı uzun uzun yaşı tahmin edilmeye çalışılan zeytin ağacının altında, hafif esintili tertemiz bir hava, elde komşunuzun yaptığı ev şarabı, güneş batmak üzere siz arkanıza yaslanmış gökyüzü renklerinin tadını çıkarıyorsunuz ve üç yaşınızdaki oğlunuz kendi kendine mırıl mırıl bahçede toprakla oynamakta… Bu arada bir yaşındaki oğlu ile cebelleşen ablanıza baktıkça iyi yırttım diye hafiften bir tebessüm var yüzde. İşte benim bayram tatili karem tam olarak bu !

Okumaya devam et

21

images

Hayatı 21 günlük döngülerle yaşıyorum bu aralar…

21 günde bir davranışın alışkanlığa döneceğine dair bir tez var duymuşsunuzdur. Bunu ben ilk kez sigarayı bırakırken duymuştum 6-7 sene önce.. O an işe yaramıştı.

Okumaya devam et

0-3 Yaş Montessori Uygulamaları Semineri # 3 Aylara Göre Uygulama Örnekleri

Bu seminer notları fazla uzadı farkındayım bu yazıda bu olayı bitiriceğim kendime söz

6-12Ay Arası

Artık bebeğiniz iyice hareketlenmeye başladı.

Sizin ise yerde diz üstü ilerleyerek evi onun gözlerinden görüp düzenleme zamanınız geldi. Ortalama 70-80 cm lik küçük adamlar için evi güvenli ve en önemlisi bağımsızlaşmalarını cesaretlendirecek şekilde düzenleme vakti tam olarak bu aylara denk gelmekte…

Ona uygun yükseklikte raflar, yer yatağı gibi mobilyaları hayatınıza sokmaya başlayabilirsiniz.

Okumaya devam et

0-3 Yaş Montessori Uygulamaları Semineri #2 Aylara Göre Uygulama Örnekleri

Seminerin montessori hakkındaki giriş kısmı için  (bkz bir önceki yazım) ;

0-6 Ay Arası

Bebeğiniz için ilk  4 ila 8 haftasında anne rahmini taklit eden, dar loş aydınlatmalı yumuşak sesli ortamlar tercih edilmeliymiş. Yani o klasik parmaklıklı bebek yatakları yerine hani bildiğimiz sevimli bebek sepetlerini tercih edebiliriz.

Bebeği bu dönemde uyurken bile yanlız bırakmamayı tavsiye ediyorlar aynı zamanda. Yani uyurken bile alın bebeğinizi sepeti ile birlikte yanınıza, ailesinin seslerini, çevreden gelen dış sesleri duya duya uyusun…

Okumaya devam et

0-3 Yaş Montessori Uygulamaları Semineri #1

Bu haftasonu veli insiyatifi ile kurulmuş ilk montessori okulu olan Küçük Kara Balık’ta “0-3 Yaş Montessori Uygulamaları Semineri” vardı. Semineri Avusturya’da montessori egitmenliği yapan Elaine Freina verdi.

Böyle de şirin bir logoları var.

Böyle de şirin bir logoları var.

Ben bu tarz seminerleri anlamlı buluyorum çünkü; zaman fakiri olan çalışan anneler için araştırma süresini kısaltıyor. Yani konunun uzmanından dinlediğinizde hımm evet bu bana göre ya da yok ben almıyım deme süreniz kısalıyor, kitap önerilerine daha rahat ulaşabiliyorsunuz, faydalı linkleri internetten çekip çıkarmanız gerekmiyor sizin ile paylaşıyorlar. Bunun dışında bir de bir çok anne ve babayı haliyle bir çok bakış açısını bir araya getiriyor ve size de başka gözler ile görme şansı veriyor.
Bu annenin seminerden aklında kalanlara gelince:

Okumaya devam et

Daha Sade Bir Hayat

Çok hızlı bir hayatım var. Temposuna yetişmekte zorlanıyorum. Bazen hafta ne zaman başladı da ne zaman cuma oldu anlamıyorum bile. Cumartesi, pazar ise ayrı bir koşuşturmaca. Ben kendi adıma yoruluyorum ve artık kendime zarar verdiğimi düşünüyorum.

Oturup bunu enine boyuna düşünmemin sebebi aslında bir çocuk gelişim kitabı, Daha sade bir hayat…

Kitap sadeliğin bir çocuğun gelişiminde ne kadar önemli olduğunu anlatıyor. Çocuğumuzun hayatını, fiziksel çevresini sadeleştirmeye dair önerileri var.

Kitabı okurken, anneliğim adına sevindim oğlumun görece sade bir hayatı var. Az oyuncağı, sakin bir odası var. Öyle ordan oraya koşturduğumuz aktivitelerimiz de yok. Biraz daha dikkatle oğlum için bu sade ortamı koruyup, geliştirebilirim.

Gel gör ki

Kitapta satırların arasına sıkışmış, yüksek ihtimal ile kitabın konusu olmadığı için çok da üzerine düşülmemiş bir durum var. Çocukların rol modelleri yani bizlerin hayatları ne kadar sade?

Sorunun cevabı zaten yazının başında mevcut. Her gün küçük çaplı bir kaos yaşamaktayız cümbür cemaat. Bu durumda Alp in hayatı ne kadar sade olabilir?

Bu durumda annenin de kendine çeki düzen verme vakti gelmiş oluyor…

Üzerine düşündükçe yavaşlamanın bana iyi geleceğini fark ettim.

Bu durumda benim yeni bir hareketim var! Aybala Özkan Kırbaş ın sadeleşme, yavaşlama ve fazlalıklardan kurtulma hareketi !

Eylemlerim devam edecek !

Amin