Kategori arşivi: anne olmak

Karın Ağrısına Kesin Çözüm

Karnım ağrıyor dedim, uzandığım kanepeden beni kaldırmaya çalışınca Yiğit Alp.

Birazcık dinleneyim dedim.

Geldi yanıma uzandı, sarıldı bana, ben seni sarılınca iyileştiriyorum değil mi anne ? dedi

Demek ki bir yerlerde bu lafı etmişim ben

Evet güzel oğlum dedim

Daha sıkı sarıldı hatta oldukça sıkı sarıldı nefes almak da zorlandım.

Sonra ben hem iyileştirici hem de telefon bulucuyum anne dedi.

Evet evde telefonumu bulamayınca Yiğit Alp’ e arattırdığım doğrudur :)

Bu konuda çok başarılı ve de istekli sağ olsun

Geçti mi anneciii diye sordu sonra

Geçmedi annecim biraz daha yatalım dedim.

Düşündü bir süre

karnın ağrıyınca kakanı yap geçer anne dedi.

Peki dedim :)

İyi pazarlar

Reklamlar

Gibi

Bazı günler yorgunluktan delirecek gibi oluyorum, uyumasını dört gözle bekliyorum. Bir uyusa diyorum ne güzel olur…

Ama sonra o uyurken ona sarılınca onun uyanmasını bana bıdır bıdır o gün gördüğü şeyleri anlatmasını istiyorum.

Çok yorgun olduğum zamanlarda onun yanında uyuyakalıyorum bazen mesela saat 9 da, sabah kalkınca çok sinir oluyorum kendime bütün gün uyumak ve çalışmak dışında sadece yemek yedin be kadın diye !

Ama sonraki akşam yine yorgunsam, yine yanına uzanıvermişsem, tatlı tatlı benim yüzümü okşuyorsa yine amaaan deyip uykuya dalıveriyorum.

Bazen annelik anlatılamayacak kadar garip, enteresan bir durum…

Yani hep bir ikili duygu durumu, hepimiz böyleyiz ben de bir sorun yok değil mi :)

…Herkese İyi hafta sonları

Bir de bu gün burası yani Antalya güneşli, bizim ev ise her daim güneşli

20140516_185709

Blog Keşfi- Elveda Ofis

Tanıdığım bütün annelerin hayali; zamanını kendilerinin yönetebileceği bir iş…

Yiğit Alp ilk doğduğunda benden üç ay önce doğum yapmış sevgili Nazlı ile bir süre kafa yormuştuk bu konuda… Biz ikimiz bunu yapamadık, belki alıştığımız konfor seviyesinden vazgeçemedik o an için, belki hayat bu kadar alt üst olmuşken, anneliğe yeni alışırken yeni bir değişikliğe cesaret edemedik diyelim ama bir şekilde olmadı…

Ama Özlem yapmış, nasıl yaptığını da anlatmış, benim okumak çok hoşuma gitti… Bu arada üşenmeden nasıl yaptığına dair sorularınıza da cevap verecek kadar da nazik :)

Elveda ofis

slider_1

Bir bakın sevgili anneler belki ilham verir, belki bir “evet ya bu” noktası yaratır.

Ben mi ? Bu satırları ofisteki masamdan yazıyorum, nasıl bir ironiysem artık :)

Empati vs Sempati ya da Dr Jekyll and Mr Hyde

Canım sıkkınken ve bunu birine anlatmaya çalışırken bana bir de iyi tarafından bak, en azından şu olmadı diyen insanları sevmiyorum.

Aynısının oğluma yapılmasını da istemiyorum. Ağlıyor ise bir sebebinin olduğunu ve bunu paylaşması gerektiğini düşünüyorum. Her zaman çözüm bulabiliyor muyum hayır, bu onu daha sinirli yapıyor mu evet ! Ama duygusunu bastırmasını, bu duyguyu başka bir şey ile geçiştirmesini istemiyorum… Tabi bu benim doğrum ve ideal şartlarım. Ve tabi ki de her zaman bu ideal de yaşamıyoruz…

Aslında temel de benim ile empati yapılmasını seviyor ve oğluma da bunu yapmaya çalışıyorum… Ve evet sempati benim hoşuma gitmiyor, bir şey anlatmaya çalışıyorken bana daha lafımı bitirmeden abuk subuk öneriler verilmesini sinirleniyorum ve evet bunu da oğluma yapmamaya çalışıyorum…

Empati ve Sempati arasındaki farkı benim bu yazdıklarımdan çok daha güzel bir animasyon ile anlatmışlar. Dr. Brené Brown ‘nın  Daring Greatly: How the Courage to Be Vulnerable Transforms the Way We Live, Love, Parent, and Lead kitabı üzerine yaptığı bir konuşmadan esinlenerek RSA stüdyoları hazırlamış…

Bir de bu sempati sanki empatinin kötü kalpli karanlık yüzü gibi gelmiyor mu size de ?

Sadece Hindi Olabilir mi acaba ?

ImageBu bir hindi, cuma günü Yigit Alp’in ogretmeni verdi, okulda yapmislar… Benim için bir hindiden fazla birseylermis onu anladim. Okuldan eve donerken bakin benim oglum neler yapmis demediysem sağa sola; bu tamamamen oğlunu oven annelerden olmayacagim yeminimden ötürü:)

Anneliik duygusu beni daha bir cok keyapmışlarak bilmiyorum, ama hayatimizin her donemecinde verdigim tepkilere inanmakta zorlaniyorum.

Okula alisacak mi, mutlu mu acaba derken onun bana boyle bir supriz ile gelmesi beni cok mutlu etti. Demek benim guzel oglum okula alismis, bir de ustune mutlu mesut resim yapmis. Iste tam olarak biri yolda bana afedrsiniz ama neden surekli siritip duruyorsunuz deseydi bu cevabi verirdim :)

Bunlari Dedi Gerçekten Dedi

Sanırım 2,5 yaşındaki bir çocuk demek her an şaşırmaya hazır olmak demek, verdikleri cevaplar inanılmaz ve aslında hepsi küçük birer cep aynası… Çünkü söylediğiniz her şeyi hafızaya alıyorlar ve yeri gelince sizi şaşırtacak şekilde doğru kullanıyorlar… Yani bildiğin iletişim halinde olduğu yetişkinlere birer ayna tutuyorlar… Biraz insanı korkutuyor değil mi :)

İşte bunu mutlaka yazmalıyım, unutmamam lazım dediğim iki dialog:

Tabletten müzik dinliyoruz, onun sevdiği şarkıları çaldıktan sonra başka bir şarkıya geçtim, istemedi hayır dedi ben de ama anne bunu çok seviyor dinlemek istiyor dedim ve cevap:

Anne kapat şarjı biter… (Sanırım bir ara bu gün bayramı 15. dinleyişimizde olabilir kurtulmak için kapattım ve şarjı bitti dedim)

Ruşen dede ile konuşurken dede başım ağrıyor öp de geçsin der, bizim ufaklı dedeyi öper ama dede geçmedi hadi bir daha öp diye ısrar eder ve cevap

Hap içççç…. (Bu da benden çünkü klimadan dolayı sürekli baş ağrısı çekiyorum ve haliyle ilaç iciyorum)

Anne olmak bazen çok eglendiriyor beni :)

!KUNG

Daha once şu yazıda bahsettiğim kitabı okumaya başladım.

Kitabın ilk bölümü çocuk gelişimi konusunda günümüze kadar gelen kuramları anlatıyor. Bunlarda biri Vygotsky’nin Sosyokültürel kuramı. Benim bu kuramdan kısaca anladığım bebek ile yetişkinler arasındaki iletişim bulunan kültürel çevrenin değerlerini aktarmaktadır. Yapılan bir araştırmayı örnek vermiş.

Marshall_family_Kalahari!Kung afrikada yaşayan bir kabile. Bu kabilede bebek ve yetişkinler arasındaki ilişkiyi gözlemlemişler. !Kunglar avcı toplayıcı oldukları için mülkiyet edinmek onlar için dezavantaj. Doğal olarak nesneler kişisel değil paylaşılan varlıklar olarak değerlendirilmekte. Bebeklerle olan  ilişkilerde de bu kültürel değer vurgulanıyor ve çocukların ilk sözcükleri genelde al ve/veya ver oluyormuş.

Yiğit Alp doğduktan sonra değerler üstüne daha çok düşünür oldum. Bunlardan biri de mülkiyet yukarıda anlatılan hoş, mülkiyet kavramını ben de çok anlamlı bulmuyorum,hatta malın mı var derdin var söylemi her zaman komik gelmiştir  hani bu kadar dert ise neden mal edinir ki insanlar… Yani onca tantana ile kazanılan parayı yine onca tantana ile bakımı ve korunması gerekecek mala mülke çevirmek hayat amacı olmak için çok yorucu… Ama oğluma bunu böyle  aktarmak, içinde yaşadığımız sosyokültürel  çevreye aykırı bir değer vermek onu mutsuz eder mi?

Of annelik hep çelişki hep çelişki…. İnsan kendi doğrusunu seçerken toplumla zıtlaşmaya yanaşıyor hatta istiyor da bunları oğluna anlatırken acaba mutsuz olur mu diye düşünmeden edemiyor…