Kasım Ayı Kitapları

Bir Dolap Kitap” ‘ı okuyorum sonra o kadar hoşuma gidiyor ki anlatılan kitaplar hepsini alayım istiyorum. Tabi Yiğit Alp’i bir kitap ormanında boğmak istemediğim için yapmıyorum ama içim gidiyor. Kitapçıya gittiğimde de not aldığım kitapları unutuyorum başka kitaplar alıyorum derken sürekli bir kitap alma ama istenen kitabı alamama kısır döngüsünde sıkışıp kalıyorum. Ben de buna şöyle bir çözüm buldum.  Her ay internetten Bir Dolap Kitap ‘ da okuyup beğendiğim dört kitap sipariş veriyorum, her haftaya bir taneye…

Bu ayın kitaplarına gelince:

Bütün Gün Esneyen Prenses

Bu adı üstünde bütün gün esneyen bir prensesin öyküsü. Harika resimlenmiş bir kitap. Redhouse Kidz yayınlarından, yazan Carmen Gil, resimleyen Elena Odriozola çeviren, Esin Güngör.

“Masal “sarı bir sarayın, altın taçlı bir kralın ve bütün gün esneyen bir prensesin öyküsü”… Masalın başkahramanı prenses, sürekli ve sürekli olarak esner. Ağzı sürekli açık gezdiği için “avare gezinen birkaç sinek, yolunu şaşırmış bir sinekkuşu ve menekşe rengi bir kelebek” ağzına kaçar. O kadar esner ki, kendi esnediği yetmiyormuş gibi başkalarını da esnetir. Bilirsiniz, esneme bulaşıcıdır. Prenses esnedikçe bütün saray halkı da esner durur. Kral, kraliçe, bakanlar… Hatta bahçıvanın kedisi ve köpeği bile… Bu durum kralın içine dert olur.  Prensesin neden esnediğini bulmayı ve buna bir çare bulmayı amaç edinir kral. Önce prensesin karnının aç olduğunu düşünüp ona başka ülkelerden yiyecekler getirtir: İtalya’dan dondurma, Çin’den pilav, Brezilya’dan kakao, Japonya’dan çiğ balık, Tayland’dan çekirge kızartması… Yiyecekler işe yaramayınca kral prensesin uykusu olduğunu düşünür. Ona en iyi, en yumuşak yatakları yaptırır; ninniler çaldırır. Prenses biraz uyur; ama uyandığında yine esnemeye başlar. Saray halkı da (hatta bahçıvanın kedisi ve köpeği bile) yine başlar esnemeye. Kral düşünürken volta atmaktan ayakkabılarını eskitir ve sonunda prensesin can sıkıntısından esniyor olabileceğini düşünerek fıkralar anlatan sarı bir fil getirtir. O da işe yaramaz. Prenses esnedikçe ülkenin her yanından insanlar gelip onun derdine çare bulmaya çalışır. Nafile…

Günün birinde prenses bahçede gezinirken uşaklardan birinin oğlu prensesin yanına gitmek ister. Ama çocukcağızın ayağı takılıp havuza düşer. Islandığı yetmezmiş gibi, bir de orasından burasından süs balıklarıyla yengeçler sarkar. Onun halini gören prenses dayanamayıp gülmeye başlar. O kadar güler, o kadar güler ki, esnemeyi bile unutur. Prenses esnemeyince saray halkı da (hatta bahçıvanın kedisi ve köpeği bile) keser esnemeyi. Uşağın oğlu özür dilemek ister; ama dili düğümlenir, doğru dürüst konuşamaz. O lafları geveledikçe prenses daha da çok güler. Sonra ikisi arkadaş olurlar ve prensesin oynaması yasaklanan bütün oyunları oynarlar: Çekirge yakalarlar, teperlerden yuvarlanırlar, terk edilmiş bir şatoda hayalet ararlar, göle dalarlar, elim sende oynarlar, yüzlerini çamurla boyarlar… Prensesin de esnemesi böylece son bulur.”

Aydaki Adam

Bu kitabı seçmemin temel sebebi Yiğit Alp’in önüne geçilmez, karşı konulmaz ay sevgisi…

phpThumb_generated_thumbnail

Bob adındaki bir astronotun bir gününü anlatıyor. Bob çok meşgul bir astronot; her gün ayı temizlemesi, turistleri eğlendirmesi gerekiyor. Bob Ay hakkındaki her şeyi biliyor, tabi ki uzaylıların olmadığını da ama acaba olabilir mi ? Olsaydı Bob kesin bilirdi !

Bu kitap da Redhouse Kidz yayınlarından, yazan ve resimleyen Simon Bartran, çeviren  Sıla Bayer

Burun

burun-kapak-222x300

Sabahları uyanınca pek şeker çocuk olan sevgili oğlum sıra yüzünü yıkamaya gelince tamamen enteresan bir ruh haline bürünüyor, yıkamak istemiyor ve genelde de yıkamıyor. (Evet bu da bir çuvallama durumu olabilir aslında bkz: Çuvallamış olabiliriz) İşte bu kitap da yeterince temizlenmeyen bir burnun kaçıp kendisini temizleme hikayesi !

Marsık yayınlarından yazan Yekta Kopan, resimleyen Alex Peloya

 Kahramanımız Ali, bir sabah uyandığında burnunu yerinde bulamıyor. Aramaya kendi odasından başlıyor. Bulamayınca annesine danışıyor. Annesi buzdolabına bakmasını öneriyor. Bazen kendi burnunu buzdolabında reçel koklarken buluyormuş çünkü. Ali buzdolabına koşuyor ama bir tek burnunu bulamıyor. Bu sefer babasına danışıyor. Babasının önerisi balkona bakmak oluyor. Ali burnunu orada da bulamayınca ablasına danışıyor. Ablası, yardım edemeyeceğini, çünkü kendi burnunun da kayıp olduğunu söylüyor. Ali soluğu anneannesinin yanında alıyor. Görmüş geçirmiş bir hanım olan anneanne Ali’ye banyoya bakmasını salık veriyor. Çünkü herkesin bildiği gibi burunlar bol suyla yıkanıp temizlenmek isterler. Banyoya gidince Ali anneannesinin ne kadar haklı olduğunu görüyor: Burnu lavabonun kenarında, temizlenmekten yorgun düşmüş Ali’yi bekliyormuş meğer. Ali seslenince, hop, atlıyor kendi yerine, yani Ali’nin yüzünün tam ortasına! Ali üstüne bir de dişlerini fırçalıyor ve güne, tertemiz, başlıyor.”

Evet dört kitap dedim ama üç oldu. Çünkü bir kitabı acele ile yanlış sipariş vermişim. Evet hızlı hızlı yapayım derken nasıl becerdiğim tartışılır bir şekilde hata yapmışım. Biraz yavaşlamak da fayda var !

Not: Tüm kitap içerikleri ile ilgili alıntılar Bir Dolap Kitap ‘tan yapılmıştır. Onların kitap anlatımlarını çok güzel bulmam ile birlikte, bunun asıl sebebi şudur: Ben kitapları almadan önce dedim ya Bir Dolak Kitap ‘ ı okuyorum hali ile kitap hakkında bir şeyler yazmaya kalktığımda da onlardan fazlaca esinleniyorum :) . Bunun emeklerine saygısızlık olacağını düşünüp, doğrudan onları referans göstermeyi kişisel olarak daha doğru buluyorum.

Kitap ile dolu güzel bir ay olsun Kasım !

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s