Doğa İçin Ses Ver…

Oldukça mutsuz ve sinirli bir anneyim şu an:

Yeni tabiat kanunun geri çekilmesi için 110 STK ve 43000 kişi (imza kampanyası katılım sayısı) nın desteklediği  Tabiat Kanunu İzleme Girişimi konuyu müzakere etmek üzere konunun tüm taraflarını basına açık bir müzakereye davet etti.

Demokrasi adına ne güzel bir haber değil mi ?

AMA

Tasarıyı hazırlayan Çevre Komisyonu, tasarıyı hazırlayan bakanlık, tasarının içinde yer alan diğer bakanlıklar ve tasarının sahibi iktidar partisinden kimse katılmadı.

Yani kısacası, en ufak bir uzlaşmaya yanaşmadan biz ne dersek o yapılacak deniyor ve vatandaş olarak ciddiye alınmıyoruz.

Peki neden bu kadar kişi 110 tane STK bu konuya hayır diyor , bu yasa tsaırısı geçer ise ne olacak ? Bİraz zaman ayırıp okursan çok sevinirim sevgili okur, bu önemli gerçekten.

Yeşilisten bir alıntı ile kısaca durum aşağıdaki gibi

  • Doğal sit statüsü mevzuattan tamamen kaldırılacak.

  • Türkiye’nin en güçlü ve önemli doğa koruma kanunu ve hidroelektrik santrallerine (HES) de karşı en önemli dayanaklardan sayılan, 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu yürürlükten kalkacak.
  • Bugüne kadar ilan edilmiş tüm koruma alanlarının statüsü yeniden değerlendirilecek: Tasarının 6. maddesi 1. bendinde “korunan alanların sınırlarının değiştirilebileceği, kısmen veya tamamen farklı statü kapsamına alınabileceği veya koruma kararlarının kaldırılabileceği” belirtilmiş.
  • Tasarının son halinde, 2011’de TBMM Çevre Komisyonu’nda kabul edilen üçüncü tasarıda yer alan Ulusal Tabiatı Koruma Kurulu, Mahalli Tabiatı Koruma Kurulları ve Tabiatı Koruma Bilim Heyeti tasarından çıkarılmış, ve yerine “Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Danışma Kurulu” adında bir kurulun adı geçmekte (10. Madde). Yeni kurulun amacı, görevi, kapsamı, kimlerden oluşacağı ve ne şekilde işleyeceği belirtilmemiş.
Kanun tasarısı birçok suistimale açık, muğlak ifade ve düzenleme içeriyor.
Bir önceki noktada belirttiğim “Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Danışma Kurulu” gerektiği kadar tanımlanmamış noktalardan ya da diğer bir ifadeyle kasıtlı belirsizliklerden sadece birisi.
  • En tartışmalı, en tehlikeli ve en suistimale açık olan kuşkusuz, tasarıda sıkça kullanılan ve alınacak kararların dayanağı olarak gösterilen “üstün kamu yararı” (8. Madde). İlk itiraz noktası teknik açıdan: halk sağlığı ve milli güvenlik gibi kritik konuların haricinde, üstün kamu yararının sadece bilimsel ve hukuki bir değerlendirme sonucunda belirlenebileceğinden, bir yasa metninde “üstün kamu yararı nitelemesi yapılması evrensel hukuk ilkeleriyle bağdaşmıyor.İkinci itiraz noktası “üstün kamu yararı” kriteri belirlenmiş bir ifade. Ne yazık ki, günümüzde kamu yararı ister istemez ekonomik yararlar ve kalkınmak üzerinden algılanıyor, biyoçeşitlilik veya doğayı korumak üzerinden değil. Buna, biz İstanbullular için, en somut ve ilk akla gelen örnek 16. yüzyıldan beri koruma altındaki ve “İstanbul’un ciğeri” Belgrad Ormanı. Megakent, üçüncü köprü ve üçüncü havaalanı için “üstün kamu yararı”na dayanarak tamamıyla yok edilebilir. Bu projelerle zaten taşlar döşenmişti, şimdi de kılıf bekleniyor.Üçüncü nokta: “üstün kamu yararı” olduğuna kim karar verecek? Belli ki mahkemeler değil. Üçüncü tasarıda yer alan bilimsel kurullar tasarının son halinden çıkarıldı. STK’lar pasifize edilmeye çalışılıyor ve katılım, izleme ve etkileme olanakları ortadan kaldırılıyor. Yöre halkına gelince de, tasarının 9. maddesindeki “Bilgilendirme ve Katılım” kısmında herhangi bir alanda gerçekleştirilecek koruma ve planlama çalışmaları hakkında yöre halkının yalnızca bilgilendireceği ifade ediliyor.Karar verecek olan “Bakanlık” yani siyasi bir merci. Türkiye’nin doğası ve biyoçeşitliliğinin geleceği sadece politikacıların insafına, “Bakanlığın” inisiyatifi ve kararlarına bağlı olması demokrasiyle bağdaşmadığı gibi, hangi bakanlığın nerede yetkisi olduğu da ayrı bir muamma!

  • Hangi Bakanlık? Tabiatı ve Biyoçeşitliği Koruma Kanun Tasarısı Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından hazırlandı ve Mayıs 2012’de Meclis’e sevk edildi. Ancak bu kanun tasarısında adı geçen tek bakanlık Orman ve Su İşleri Bakanlığı değil, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da var. Görev dağılımı, sorumluluk alanı, karar mekanizmaları da kaotik ve anlaşılabilir değil.

Yani kısacası talanın önü açılacak, yöre halkının yaşadığı yere dair söz hakkı olmayacak sadece bilgilendirilecek, sit alanlarını kullanımın önü açılacak. Yani zaten %4 olan ve standartların çok altında olan doğal koruma alanlarımız tamamen korumasız kalacak.

Şimdi bence hangi siyasi görüşü desteklediğinizden ya da hangi partiye oy verdiğinizden bağımsız  bu konuyu araştırmanın ve bu tasarıya hayır demek için ses çıkarmanın tam vakti.

Birey olarak bu tasarının karşısında durmak için çok şey yapabiliriz.

Önce okuyup araştırıp çevremizi bilgilendirebiliriz. Farkındaysanız bu konu medyada yer almıyor almayacakta.

Sonra oy verdiğiniz parti müzakereye katılmadı ise, partinizin il örgütlerine, milletvekillerine yazıp bunun sebebini sorabilirsiniz

43000 kişi bazıları için dikkat çekici değil demek ki  bu sayıyı artırmak için destek olabilirsiniz. Bir imza atarak, sesimizin daha gür çıkmasını sağlayabilirsiniz.

En azından ben oğluma olan sorumluluğumdan ötürü bu talana hayır demek için elimden geleni yapacağım.

.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s